İçeriğe geç
Diyarbakır Defter

Günlük hayata düşülen meraklı notlar

Şaşırtıcı Bilgiler

Haritalarda Kuzey Neden Yukarıda Gösterilir?

Uzayda yukarı diye bir yön yok. Kuzeyin haritanın üstünde durması, denizcilik geleneği ve baskı standartlarının ürettiği bir alışkanlıktır.

Tuna Erel 4 dk okuma

Bir haritaya bakan hemen herkes kuzeyin yukarıda olmasını doğal karşılar. Okul sıralarından itibaren görülen bütün haritalar aynı düzendedir ve bu düzen zamanla bir alışkanlığa dönüşmüştür. Oysa uzayda yukarı ya da aşağı diye bir yön yoktur. Dünya'nın belirli bir tarafı doğası gereği tepede değildir. Kuzeyin haritanın üstüne yerleşmesi, bilimsel bir zorunluluktan değil, yüzyıllar içinde yerleşen bir çizim geleneğinden kaynaklanır.

Yukarı diye bir yön yok

Yönlerin dünya üzerindeki karşılıkları gerçektir; kuzey, güney, doğu ve batı ölçülebilir tanımlara sahiptir. Ancak bunların bir kâğıt üzerinde nasıl yerleştirileceği tamamen sözleşmeye bağlıdır. Küre biçimindeki bir gezegeni düz bir yüzeye aktarırken hangi tarafın üste geleceğine çizen kişi karar verir. Bu yüzden kuzeyi altta, doğuyu üstte ya da merkezde farklı bir bölgeyi gösteren haritalar da yanlış değildir. Sadece farklı bir tercihle çizilmişlerdir.

Tarih boyunca farklı tercihler

Haritacılık tarihinde üst tarafa yerleştirilen yön dönemden döneme değişmiştir. Ortaçağ Avrupası'nda çizilen bazı haritalarda doğu üstte yer alırdı; bunun nedeni dini anlatılarda doğunun taşıdığı simgesel anlamdı. İslam dünyasının bazı klasik haritalarında güney üste konurdu. Kimi haritalarda merkeze çizenin kendi bölgesi ya da kutsal saydığı bir yer yerleştirilirdi. Yani üstte hangi yönün duracağı, çoğu zaman coğrafi bir kaygıdan çok kültürel ve pratik bir tercihin sonucuydu.

Pusulanın ve denizciliğin etkisi

Kuzeyin öne çıkmasında denizcilik geleneğinin payı büyüktür. Pusula iğnesinin kuzeyi göstermesi, yön bulmada kuzeyi doğal bir referans noktası haline getirdi. Kuzey yarımkürede gökyüzünde neredeyse sabit duran kutup yıldızı da uzun süre aynı işlevi gördü. Denizciler konumlarını bu sabit noktaya göre belirlediklerinden, haritaların da bu referansla hizalanması işleri kolaylaştırdı. Zamanla kuzeyi üste koymak, seyir haritalarının ortak dili haline geldi.

Baskı teknolojisi ve standartlaşma

Bir alışkanlığın kalıcı olmasında çoğaltma teknolojisinin rolü büyüktür. Matbaanın yaygınlaşmasıyla haritalar tek tek elle çizilmek yerine binlerce kopya halinde basılmaya başladı. Bu dönemde yaygın olarak kullanılan çizim düzeni hızla standart haline geldi, çünkü herkesin aynı düzene alışması hem üretimi hem okumayı kolaylaştırıyordu. Bir kez yaygınlaşan standardı değiştirmenin maliyeti yüksektir. Böylece kuzeyin üstte olması, tartışılmadan sürdürülen bir varsayıma dönüştü.

Alışkanlığın algıya etkisi

Haritadaki yerleşim, insanların dünyayı nasıl gördüğünü sessizce etkiler. Üstte kalan bölgeler bilinçsizce daha önemli, altta kalanlar ise ikincil algılanabilir. Aynı şekilde haritanın merkezine hangi bölgenin konduğu da bir bakış açısı yaratır. Farklı ülkelerde basılan haritalarda merkezin değişmesi bunun açık örneğidir. Bu nedenle bazı eğitimciler, öğrencilere zaman zaman ters çevrilmiş ya da farklı merkezli haritalar göstermeyi yararlı bulur; amaç alışkanlığın bir tercih olduğunu fark ettirmektir.

Düzleştirmenin kaçınılmaz bedeli

Haritalarla ilgili bir başka yerleşik alışkanlık, düz yüzeydeki boyutları olduğu gibi kabul etmektir. Küresel bir yüzeyi düzleme aktarmak matematiksel olarak bozulma olmadan mümkün değildir. Her projeksiyon bir şeyi korur, başka bir şeyi feda eder. Bazıları yönleri doğru gösterirken alanları büyütür, bazıları alanları korurken biçimleri bozar. Bu yüzden çok kullanılan bir harita üzerinde kutuplara yakın bölgeler gerçekte olduğundan çok daha büyük görünebilir.

Farklı harita türleri farklı amaçlara hizmet eder

Hangi haritanın doğru olduğu sorusunun tek bir cevabı yoktur; doğru harita, amaca uygun olandır. Denizde rota çizmek için yönleri koruyan bir düzen gerekir. Nüfus ya da yüzölçümü karşılaştırmaları için alanları koruyan bir düzen daha uygundur. Şehir içi ulaşım haritaları ise ölçeği bilerek bozar, çünkü amaç mesafeyi değil bağlantıları göstermektir. Bir haritayı okurken önce hangi soruyu cevaplamak için çizildiğini düşünmek, doğru yorumun ilk adımıdır.

Alışkanlığı bilmek ne kazandırır

Kuzeyin neden yukarıda olduğunu bilmek, günlük hayatta yön bulmayı değiştirmez ama haritayı okuma biçimini derinleştirir. Görülen her harita, bir dizi tercihin sonucudur: hangi yön üste konmuş, merkeze ne alınmış, hangi bozulma kabul edilmiş. Bu tercihleri fark eden kişi, haritayı tarafsız bir fotoğraf gibi değil, belirli bir amaçla hazırlanmış bir anlatım aracı olarak görür. Bu bakış, coğrafya bilgisinden bağımsız olarak eleştirel okumaya alan açar.

Haritalar dünyayı olduğu gibi değil, kullanışlı bulunduğu biçimde gösterir. Kuzeyin yukarıda durması da bu kullanışlılık arayışının, denizcilik geleneğinin ve baskı standartlarının birlikte ürettiği bir alışkanlıktır. Bunu bilmek, alışkanlığı terk etmeyi gerektirmez; yalnızca kâğıt üzerindeki düzenin doğanın kendi kuralı olmadığını hatırlatır.